Ne farkeder ki? Bir adım geri yada ileri. Bak aynı yerdeyiz hala. Sen karşımda ben yanında... Bu soğuk hava dalgası beni de dalgalandırdı. Geçen senenın tatsız bir dejavusunu yaşıyorum. Sabaha çıkarım bu durumdan..
Salaklıklar silsilesi.. Ne yana kafamı cevırsem bır eskı.. En eskısı de aynada tam karsımda...
Pazartesi, Kasım 2
Cuma, Eylül 11
Değişiyorum...
Şu an itibariyle değişiyorum..
Gerçekten, kendime sölediğim yalanlar gibi deil bu sefer...
Bu hayat benim.. Neden baskalarının ellerıne verıyorum kı... umrumda degıl artık hıcbısey hıc bırı... Bu hayat benim... Ve kendi skimin keyfıne gore yasayacagım artık.. Oh be... Hafıfledım... Ben benım be! benden yok baska... kaybetmek ısteyen buyursun kapı orda...
Şu an itibariyle değişiyorum..
Gerçekten, kendime sölediğim yalanlar gibi deil bu sefer...
Bu hayat benim.. Neden baskalarının ellerıne verıyorum kı... umrumda degıl artık hıcbısey hıc bırı... Bu hayat benim... Ve kendi skimin keyfıne gore yasayacagım artık.. Oh be... Hafıfledım... Ben benım be! benden yok baska... kaybetmek ısteyen buyursun kapı orda...
Pazartesi, Eylül 7
Biz Tanrı'nın tuvalet kagıtlarıyız.. Kimimiz tek katlı, çabuk dağılan, çok harcanması gereken.. Kimimiz kaliteli, bir sürü katlı.. Azıcıgı yeter O'na.. Ne kadar para ettiğimizin bir önemi var mı? Hepimizi birer birer, gün be gün kıçına silip atıyor.. Biz insanoğluyla yapılabilecek en iyi şey de bu zaten.. Tanrının gtündeki bokları temızlemek.. Henuz bızım sıramız gelmedı. Ama bır gun bız de ucsuz bucaksız klozetı boylayacagız..
Arıyorum.. arıyorum ama yok.. bulamıyorum hayatın yasamaya deger bır yerını.. Mecburıyetler dolu bu hayat hıc bu kadar zor hıc bu kadar mercburı olmamıstı.. Cırpınıyorum... Bogulmamak ıcın zar zor nefes alıyorum.. Bır cocugun ucan balonuna sarılması gıbı sarılıyorm nefesıme... Gıtmesıne ızın vermeden sıkıyorum ellerımle..
yıne sonbahar.. ıste benım mevsımım.. ıste benım karanlık gunlerım.. ıste benım usumelerım..
bu salak oyun ne zaman bıtecek?... merak edıyorum... tek katlı bır tuvalet kagıdıyım ben.. tanrı benı de kullansın artık... baska bı bok olacagım yok bu hayatta..
Arıyorum.. arıyorum ama yok.. bulamıyorum hayatın yasamaya deger bır yerını.. Mecburıyetler dolu bu hayat hıc bu kadar zor hıc bu kadar mercburı olmamıstı.. Cırpınıyorum... Bogulmamak ıcın zar zor nefes alıyorum.. Bır cocugun ucan balonuna sarılması gıbı sarılıyorm nefesıme... Gıtmesıne ızın vermeden sıkıyorum ellerımle..
yıne sonbahar.. ıste benım mevsımım.. ıste benım karanlık gunlerım.. ıste benım usumelerım..
bu salak oyun ne zaman bıtecek?... merak edıyorum... tek katlı bır tuvalet kagıdıyım ben.. tanrı benı de kullansın artık... baska bı bok olacagım yok bu hayatta..
Cuma, Ağustos 14
Ne çok olmuş yazmayalı be blog? Demekki aynı şeylerin tekrarından oluşan lanetli bir tekerleme benim hayatım.. Aslında monotonun dışında şeyler de oldu hayatımda bu arada.. Abim evlendi mesela.. İmkansız denilen bir şey daa gerçekleşti.. Umarım hep mutlu huzurlu olur.. O benim annemden sonraki tek varlığım hayatta...
İş aynı iş... Mecburiyetten devam.. Kadınlardan ve özellikle teyzelerden nefret eder oldum. Bu teyzeler düşman başına! Resmen doğal afet! Biraz kilo aldım bu aralar.. Gece kalkıp yemek yemeye bayılır oldum. Falan filan...
Aynı hayat, aynı ben.. Bolca hata, bolca keşke.. Ve bir kaç iyiki... Şimdilik bu kadar..
İş aynı iş... Mecburiyetten devam.. Kadınlardan ve özellikle teyzelerden nefret eder oldum. Bu teyzeler düşman başına! Resmen doğal afet! Biraz kilo aldım bu aralar.. Gece kalkıp yemek yemeye bayılır oldum. Falan filan...
Aynı hayat, aynı ben.. Bolca hata, bolca keşke.. Ve bir kaç iyiki... Şimdilik bu kadar..
Pazar, Nisan 12
Hayat belirtileri buldukça kendimde, kısa kısa yazmaya çalışıyorum. Eskisi gibi uzun uzadı yazılar yazmaya varmıyor elim,dilim,yüreğim.. Beynim sıfırlanmış durumda. Deli gibi çalışıyorum. Gözüm sadece ayakkabıları görüyor, onları kokluyorum, onlarla dertleşiyorum. Ah ayakkabılar! Onlar bile anlamıyor, boş boş bakıyor bana.. Hayatla çok iç içe değildim ama bu kadar koptuğumu da hatırlamıyorum hiç. Belki bir gün düzelir her şey.. Bu günlerde hissettiğim tek şey mutsuzluk. Hemde öyle lafta değil ha! Bildiğin kara bulut.. Boşlukta ip atlıyorum sanki.. Öyle bir şey içimdeki.. Mutsuzum.. Olabildiğince...
Salı, Mart 3
Dört duvarın içinde oturuyorum da.. Oturduğum yer dar geliyor bana.. Uzun uzun yolların ortasında duruyorum ellerim cebimde, ama yollar kısa, arabalar üstüme yürüyor sanki.. İyi şeyler kötü görünüyor, kötü şeyler cezbediyor. Dizlerimde kanamayan yer kalmadı, üstüm başım tozdan görünmüyor, yine de çamurda debeleniyorum. Düşüp düşüp kalkamıyorum. Yazdıklarım bir tekerleme sanki, çocukluktan ağzıma dolanmış. Hep aynı şarkıyı mırıldanıyorum. Beynim aldığım hr nefeste burun deliklerimden İstanbul'un kirli havasına karışıyor. Fabrika dumanlarıyla yarenlik ediyor.
Kolay kazanılmıyor hiç bir şey, bir anda yitebiliyor. Sonra bir sohbet esnasında diyorsun 'bunları ben mi yaşadım? rüya gibi geliyor' diye. Ama onu demek inan kolay olmuyor. Gözlerim matlaşıyor giderek, hayat en çok ellerime ve gözlerime işliyor.. İnsanın büyüdüğünü her gece kulağına fısıldıyor.
Yazmak çözüm değil.. Susmak ta.. Düşünme boşver.. gideceği yere gidiyor hayat, yakında da bitecek.. Bitecek şeyler için çaba sarfetmek aptallıkmış..
Kolay kazanılmıyor hiç bir şey, bir anda yitebiliyor. Sonra bir sohbet esnasında diyorsun 'bunları ben mi yaşadım? rüya gibi geliyor' diye. Ama onu demek inan kolay olmuyor. Gözlerim matlaşıyor giderek, hayat en çok ellerime ve gözlerime işliyor.. İnsanın büyüdüğünü her gece kulağına fısıldıyor.
Yazmak çözüm değil.. Susmak ta.. Düşünme boşver.. gideceği yere gidiyor hayat, yakında da bitecek.. Bitecek şeyler için çaba sarfetmek aptallıkmış..
Salı, Şubat 17
Perşembe, Şubat 12
Pazartesi, Şubat 9
Askına kurban ettim bu gece tum soruları. Bırer bırer astım anılarımı, ergen bır cocugun dıkkat cekmek ıcın ıntıhar etmesı gıbı. Sustum igneledım dudaklarımı bırbırıne, bır terzının boy olcusu alması gibi. Meleklerin alkolik oldugu bir gece nedenleri yedim, niyeleri evlatlıktan reddettim, ne zamanların ustune toprak attım. Dus aldım soguk sularla, kustum klozetle opustum bıraz da..
Pazar, Şubat 8
Yazamayacağım kadar güzel alıntılar =)
''Gelmeyeceksin...
Beklemiyorum da...
Telefon etme sakın.
Başkalarını oku,
beni değil...
Artık şiir yazmıyorum..
Kapıma dayanan postacıları öldürerek geçiriyorum vaktimi..!!''
''Buz tutmuş bir ruhum ben...
Erirsem geri dönemem!..''
''Herşeye razıyım ama lütfen üstüme dökmeden sev beni..''
''ulan istanbul! bu bana reva mıdır?
ulan o denli sevmişim, müstahak mıdır?
s.ktirip gidiyorum başınızın çaresine bakın
arabesk dinleyeceğim işte!
rakı içeceğim
intihar edeceğim
kıçınıza kına yakın!''
Küçük İskender
Beklemiyorum da...
Telefon etme sakın.
Başkalarını oku,
beni değil...
Artık şiir yazmıyorum..
Kapıma dayanan postacıları öldürerek geçiriyorum vaktimi..!!''
''Buz tutmuş bir ruhum ben...
Erirsem geri dönemem!..''
''Herşeye razıyım ama lütfen üstüme dökmeden sev beni..''
''ulan istanbul! bu bana reva mıdır?
ulan o denli sevmişim, müstahak mıdır?
s.ktirip gidiyorum başınızın çaresine bakın
arabesk dinleyeceğim işte!
rakı içeceğim
intihar edeceğim
kıçınıza kına yakın!''
Küçük İskender
Cuma, Şubat 6
Perşembe, Şubat 5
Nereye Gidiyorsun?
Çocuk...
Sil yüzünden tüm yalanlarını bu şehrin.
Topla kalbini cadde cadde,sokak sokak...
Kazı ayak izlerini birer birer gri kaldırımlarından...
Bakma yüzlerine hiç...
Görme onları...
Çocuk bu kez ağlama...
Bu kez git..
Gölgeni, ismini sil yavaş yavaş...
Giderken bu kentten tükür yüzüne yalnızlığının...
Kalbini, kendini sök yavaş yavaş...
Giderken bu kentten sakın ağlama sus...
Unut!
Ne yaptı sana!
Unut!
Ne söyledi!
Unut!
Ne varsa vazgeçtiğin...
Yüzünde korkularla...
İçinde çığlıklarla...
Kalbinde simsiyahlar…
Nereye gidiyorsun?
Hep bu şarkılarla...
Kıymetsiz dualarla...
Utanmaz bir yağmurla…
Nereye gidiyorsun?
Yolları, duvarları geç yavaş yavaş...
Giderken bu kentten bir piç gibi bırak yalnızlığını...
Ve o siyah saçlarını kes yavaş yavaş...
Giderken, terk ederken savur yüzüne yalnızlığının...
Ve unut ne yaptı sana!
Unut neler anlattı!
Unut ne varsa vazgeçtiğin!
Yüzünde korkularla...
İçinde çığlıklarla...
Kalbinde simsiyahlar…
Nereye gidiyorsun?
Hep bu şarkılarla...
Kıymetsiz dualarla...
Utanmaz bir yağmurla…
Nereye gidiyorsun?
Yüzünde korkularla...
İçinde çığlıklarla...
Kalbinde simsiyahlar…
Nereye gidiyorsun?
Bu sahte baharlarla,
Kıymetsiz dualarla...
Utanmaz bir yağmurla…
Yine mi gidiyorsun?
-Cem Adrian-
Sil yüzünden tüm yalanlarını bu şehrin.
Topla kalbini cadde cadde,sokak sokak...
Kazı ayak izlerini birer birer gri kaldırımlarından...
Bakma yüzlerine hiç...
Görme onları...
Çocuk bu kez ağlama...
Bu kez git..
Gölgeni, ismini sil yavaş yavaş...
Giderken bu kentten tükür yüzüne yalnızlığının...
Kalbini, kendini sök yavaş yavaş...
Giderken bu kentten sakın ağlama sus...
Unut!
Ne yaptı sana!
Unut!
Ne söyledi!
Unut!
Ne varsa vazgeçtiğin...
Yüzünde korkularla...
İçinde çığlıklarla...
Kalbinde simsiyahlar…
Nereye gidiyorsun?
Hep bu şarkılarla...
Kıymetsiz dualarla...
Utanmaz bir yağmurla…
Nereye gidiyorsun?
Yolları, duvarları geç yavaş yavaş...
Giderken bu kentten bir piç gibi bırak yalnızlığını...
Ve o siyah saçlarını kes yavaş yavaş...
Giderken, terk ederken savur yüzüne yalnızlığının...
Ve unut ne yaptı sana!
Unut neler anlattı!
Unut ne varsa vazgeçtiğin!
Yüzünde korkularla...
İçinde çığlıklarla...
Kalbinde simsiyahlar…
Nereye gidiyorsun?
Hep bu şarkılarla...
Kıymetsiz dualarla...
Utanmaz bir yağmurla…
Nereye gidiyorsun?
Yüzünde korkularla...
İçinde çığlıklarla...
Kalbinde simsiyahlar…
Nereye gidiyorsun?
Bu sahte baharlarla,
Kıymetsiz dualarla...
Utanmaz bir yağmurla…
Yine mi gidiyorsun?
-Cem Adrian-
Çarşamba, Şubat 4
Bitti mi ne =)
Daha ne kadar kaçabilirim hayattan bilmiyorum. Yatagım daha ne kadar koruyabilir atılacağım maceralardan? Sonsuza kadar değil elbet.. Çıkmam gerektiğini düşünüyorum. Hayatın sırrını çözmüş gibiyim.. Birinci kural rol yapmamak. Kendini kandırmamak. Sindire sindire yaşamak acını. Ama hep fısıldamak kendi kulağına; 'şimdi acıyor ama geçecek pek yakında..' Acıyor mu? Bırak acısın.. Sonra bir sabah uyanıyorsun, bakıyorsun ki gitmiş.. İçin çekilmiş gibi oluyor, ruhun yerinde durmuyor, kalbin sadece kanını tazeliyor artık, yok oluyor, gidiyor. Kapattığın perdelerini tekrar açıyorsun, dünya orada seni bekliyor. Çabuk geçiyor artık, acıtmıyor.. Giderek daha çabuk geçiyor, o kadar da derin olmadığını görüyorsun. Herşey beyninde, başlatan beyninse bitiren de beynin oluyor.. O'nun gibi mantıklı olmayabilirim, aşk hala beni üzüyor olabilir. Ama benim hissettiğim şeyin hakettiğini yaptığıma inanıyorum. Üzülmem gerekiyordu, üzüldüm, bitti. Bitirmeden üstünü kapatırsam, kendime 'iyiyim' yalanları söylersem geçmezdi biliyorum. Ama ben üzüldüm. Kırıldım. Ve biraz da büyüdüm. Sadece kendim için, kendi hissettiklerim için üzüldüm ve bitti.
Artık çıkmalıyım yatağımdan. Bu hikayede emeği geçen 4 duvarıma, kendime, sağlam ruhuma teşekkürler. Bir başkasına yıkmadım bu sefer acımı. Hepsini kendime sakladım ve kimse olmadan kapattım sandığımı. Budur işte.. Bitti... Kalanlara selam olsun, burdayım ben, ölmedik daha :) Üzgünüm yine yenemediniz beni... And the winner is Duygu :)
Artık çıkmalıyım yatağımdan. Bu hikayede emeği geçen 4 duvarıma, kendime, sağlam ruhuma teşekkürler. Bir başkasına yıkmadım bu sefer acımı. Hepsini kendime sakladım ve kimse olmadan kapattım sandığımı. Budur işte.. Bitti... Kalanlara selam olsun, burdayım ben, ölmedik daha :) Üzgünüm yine yenemediniz beni... And the winner is Duygu :)
Salı, Şubat 3
''Çocuk...
Her vedanın ardında bir bekleyeni vardır kimsenin bilmediği...
Ve her gözyaşının altında bir dua kimsenin duymadığı...
Çevir gökyüzüne başını...
Bakma arkana!
Daha sert basa basa, daha güçlü!
Anlat bu kara şehrin yollarına ak adımlarınla!
Gitmek yenilmek değil kazanmak da!
Gitmek gitmektir işte...
Hepsi bu. ''
Her vedanın ardında bir bekleyeni vardır kimsenin bilmediği...
Ve her gözyaşının altında bir dua kimsenin duymadığı...
Çevir gökyüzüne başını...
Bakma arkana!
Daha sert basa basa, daha güçlü!
Anlat bu kara şehrin yollarına ak adımlarınla!
Gitmek yenilmek değil kazanmak da!
Gitmek gitmektir işte...
Hepsi bu. ''
Salı, Ocak 27
1 Cem Adrian harikası

Rüzgar eserken yapraklar dökülür
O berrak yüzünden bir damla süzülür
Bu ayrilik, bu ayrilik kalbindeki en büyük yaradir artik
Ve günes batarken, cocuklar uyurken
Bas ucumda bekleyen yorgun bir melektir
Ve her gece sabret diye
Saclarimda dolasan tanrinin elleridir
Ne büyük ne derin ne disyah ne keskin
Ayrilik giriyor kirilgan gözlerin
Unutma, unutma dikecek yirtilan geceyi sabaha
Ne büyük ne beyaz ne essiz ne duru
Hep sarilip sariyor üsüyenruhumu
Birakma, birakma elimi düserim karanliga
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




