Salı, Temmuz 22

Doesn't mean I'm lost..

eski ve yeninin birbirine karıştığı bu günlerde, blogun içeriği aynı kalmakla beraber isminde bir değişiklik yaptım. nedeni nasılı karıştırmayalım böyle olması gerekiyordu diyelim sadece. Hep böyle ya da öyle olması gerekmez mi zaten? Gerekenleri yapmaktan veya yapmamaktan ibarettir belkide hayat.

Herneyse....

Seviyorum 'herneyse'leri. Kolay geçiş sağlıyor alakasız yerlere, kolay konu kapatıyor, ama bahane olmaktan öteye gidemiyor hiç bir zaman.. Hayatta bazı şeyler 'bazı şeyler' olmaktan öteye gidemiyor. Bir kalp sizin için kırılıyorsa, ve siz bencilliği henüz öğrenememiş aforizmalarla hayatınıza yön vermeye çalışıyorsanız; sancıların tam da ortasındasınız demektir. Siyahla beyazın, uzunla kısanın, olmakta olmaya çalışmanın ortasında bir yerlerde... İyi ya da kötünün ortasında...


Kanatsız bir melek mi? Boynuzsuz bir şeytan mı? Aradaki ince çizgi ne zaman yok olur?


Olmak istediğim yer -şaşırmamak işten değil- evim. Herkesten uzak, benim ne olduğumu bilen -bilmeyen- insanların arasında nefes almak. Yargılamayan, yermeyen, atmayan satmayan insanlarla olmak.. Ailemle... Şu zamanlarda gerçekten anlıyorum ki ailem her daim yanımda olan tek sığınak. Gerisi gün geliyor yağmalanıyor, virane oluyor her nasılsa aile denilen şey doğal afetlerden hiç etkilenmiyor. Düşünceler, kıstaslar, bakış açıları farklı olsa da sizi bir arada tutan yaşanmışlıklar, dayanmalar, paylaşılan anlar o çatıyı gün be gün sağlamlaştırıyor.


Herkes birşeyler söylüyor bu günlerde. Ne güzel! Herkesin bir yorumu var benimle ilgili. No comment günlerimi özlemiyor değilim. Hele ki yorumuna en çok ihtiyaç duyduğum anda yorumsuz kalan insanlara sahip olduğumu anladığım günlerde. Ölmedim henüz! Hala atardamarlarım ritm tutmakta! Öyleyse bu akbaba sürüsü neyin nesi? Kokuşmadım henüz ve kanım taptaze akmakta... Bir an önce def etmeli her birini.. İnatlaşmama son vermeliyim, bir bütün halinde olmazsam kendimle, parça pinçik olacağım anladım. Bir bütün olmak içinse dışarıdan birilerinin beynimle ruhumu çengelli iğneyle tutturmasına gerek yok. Kendi kendime dikiş atabilirim. Ve sanırım beynimle ruhumu bir araya getirip diktiğimde, onlar kaynaşıp birlikte hareket etmeyi kabul ettiğinde ben de bir nebze rahatlamış, boy atmış, filizlenmiş olacağım. İğne ipliği almak için param yok hepsi bu.

Play tuşuna basılır, arkaya yaslanıp bir sigara yakılır.. Akşamın keyfini çıkarmak için muazzam bir şarkı...

Coldplay- Lost

Enjoy the silence !

Cumartesi, Temmuz 5





Bir süre buralardan uzak kalmak istiyorum. Yazamıyorum evet, siz göremiyorsunuz belki kelimelerin dizilişini. Fakat beynimde uçuşan cümleler yeter nefret edilmeme. Yazamıyorum evet, dilim, elim varmıyor. Somutluk kazandıramadığım düşüncelerim var. Sanki onları okunacak boyuta getirsem benden uzaklaşıp okuyan kişinin düşünceleri olacaklar. Lanet her okuyandan diğerine geçecek, herkes siyaha aşık olacak sonra. Yok öyle bir şey.. Sadece belirli bir dizgim yok şu sıralar. Yazmamamın sebebi kendime olan kapıları çarpma, gemileri yakma tribi. Buluğ çağımı elm sokağı kabusu olarak yaşıyorum sanırım. Kimilerine göre hala çıkamadım oralardan. Bir yan sokakta başka bir film oynuyor sanki :)


'Hep kendini yazmaktan sıkılmıyor musun?' Hayır sıkılmıyorum. Bazen evet belki, ama topluma o denli uzağım ki, toplumsal olaylara parmak basamıyorum. Çok ta ilgilendirmiyor beni neler olduğu. Tıpkı onları benim hayatımın ilgilendirmediği gibi. Tamamen kendim yazarım kendim okurum karışmasın kimseler modundayım. Bazen de internete koyunca her gün binlerce kişi okuyor gibi hissediyor küçücük bir kız olan egomu tatmin ediyorum. Birinci tekil şahıs yazmayı seviyorum ben. Zaten ömrümüz -mış, -miş lerle geçiyor. Pakize Suda'nın köşesi bile var o isimde :)


Pek yakında kendimi geliştireceğim az kaldı. Ertelemeyi seviyorum. Atalarıma inat bugünün işini yarına bırakıyorum. Saman da saklamıyorum, cami duvarına da işemiyorum. Sadece tutulması muhtemel bir söz veriyorum kendime; tez zamanda ilerleme kaydedip beş duyumun ötesinde de insanlığı anımsatan şeyler yaşayacağım. Sıkıldım ulan sadece soluk alıp vermekten, tek ayak üstünde durmaktan.

Kaming suun......

Salı, Temmuz 1

Hayatımdaki ilk uçuğum çıktı bugün.

Ben de uçuk çıkmazdı ki, ben korkmazdım ki, sıkılmazdım ki..?

Büyüdüm anne, evler büyüdü...