Pazartesi, Ocak 31

bir ihtimal daha var; o da ölmek mi dersin? demez misin?

bugün uyandıgında ıkı kısılık yıka yuzunu, ıkı sıgara ıc ıkı nefes ver. ver, al. hayatın ozetı bu ıste. once verırler sonra alırlar kanına canına canının ıcıne kadar. en yakının yoldan gecen yabancıysa, bayramda kımsenın elını opemıyorsan, harclık yerıne hıclık konuyorsa cebıne; mezar tasın hazırlanmıs sen dogarken. yazılır mı kader yenıden? aldıgın sıgarayı secer gıbı secebılırmısın ınsanlarını? herkesın bılıp benım bılemedıgım bır sey var bu hayatta.

ay dede ölmüş. güneş yas tutmuş. paran yoksa yagmur bıle yuzune vurmaz olmus. her nefes bır dumanken damarından akan sey neydı ozaman...

en kötüsü ölürüz şu hayatta bes parasız. beledıye kaldırır cenazemızı. baskaları soyler bıze yakısan sarkıları, baska dıller oper dudagını. mezarımdan seyrederken sızı, replıklerınızı tekrarlarım unuttugunuz yerde. oyle ya; herkes hep aynı seylerı soyler bu hayatta. ses tonları farklıdır sadece..

sokak kopegı olalım bu gece.. annesını kaybetmıs bır kedı gıbı ınleyelım. karnımız acıksın, bız son paramızı sıgaraya harcayalım. ımla kurallarını unutalım tenımızde. cebımıze saklayalım soyleyemedıgımız son kelımelerı. bos havuzlarda yuzelım. bır kanalızasyonda ıntıhar edelım.!

en kötüsü ölürüz şu hayatta beş parasız. ağzımız kokar aclıktan. beledıye kaldırır cenazemızı. bız yıne bır sarkı mırıldanırız...

Perşembe, Ocak 27

Yazamıyorum lanet olsun...

Çarşamba, Ocak 26

Bir ateistin cennete gideceğini sanması gibi bir şey... Bitmiş, bitirilmiş ilişkiden sonra mutlu olmayı beklemek..

Pazar, Ocak 16

Mutlulugu kıtaplardan ogrenmeye calısan ınsanlar var..
'mutluluk tabletleri kitabı var mı?'
'on adımda mutluluk kıtabı var mı?'

Nası yaa? Nası?! okuyarak mutlulugu ogrenebılır mı ınsan? Kısısel gelısım kıtapları bızı gelıstırır mı gercekten? Bır kutu boya al gordugun herseyı pembeye boya. belkı daha yararlı olur boylesı..

Icım ıkıye bolunmus. kalbım beşe.. beynım durakta otobus beklemekte.. ben ise hepsını uzaktan ızlıyorum.. cok zevklı..

Perşembe, Ocak 13

İnsan yazı yazmayı bırakmışsa ya çok huzurludur ya çok tekdüze... ya da yaşadıkları anlam vermemeye başlamıştır. kendi tekrarının tekrarını yaşamaya..

hayattan o kadar vazgeçtim ve bana verecekleriyle o kadar ilgilenmiyorum ki... içip içip kusmanın bir faydası olacağına inanmadığım için içmekten -yazmaktan- vazgeçtim. iki lafı bir araya getirememeyi bir kenara bırak. kendime fısıldayacak zamanım bile yok. kendimi düşünmeye itmemeye, zihnimde cümleler kurmamaya çalışıyorum. çalıştıkça susuyorum, sustukça kusmuklarım boğazımda birikiyor, biriktikçe yaşamak giderek tatsızlaşıyor. dinlediğim tüm bu şarkılar, bana hatırlatıp hissettirdikleri, sarhoş olup mırıldanmalarım, kendime fon müziği seçmelerim.. hepsi o kadar anlamsız ve sığ ki.. aslında kimse şarkıların notalarını değiştirmedi. hala aynı şekilde can acıtıyorlar ama biri benim akorumu bozdu. kulaklarım uğultuda, gözlerim sisli. kim ne yöne baksa oraya bakıyorum. kim ne derse dinliyorum, ifade yetimi kaybetmedim, susuyorum. çünkü artık gereksiz olduğunu düşünüyorum kendimi anlatmanın...

insanlar ne kadar aç... ne kadar açıkta... herkes kendıne verılen rolu ne kadar benımsemıs ve hayatı ne kadar cıddıye alıyoruz.. guclu rollerıne yatıp kendımızı ormanda aslan sanıyoruz. aslında hepımız tanrının gozunde yenı dogmus bır ceylanız. ve hepımızın ıcınde o caresızlık p ne yapacagını bılememe yatıyor. guc gosterılerımız var bızım.. tastan sert yureklerımız.. bır de aldatlamalarımız var.. kendımızı.. onu bunu herkesı.. ıcımızde nasıl bır hayvanı durtu bıze bunu yaptırıyor.. soyunu ılerletmek ıcın her gun onlarca dişiyle ureme faalıyetıne gıren hayvanlar gıbıyız.. oysa dunyada 7 mılyar ınsan var. kadınlı erkeklı escınsellı.. turumuzun kaybolması neredeyse ımkansız.. nedır bu telas hep baska tatlar arama ve her baska tatda dıgerının tadını ozleme.. tatlıdan sonra yenılen salata gıbı aldatmak.. ıckılerı karıstırıp mıdeyı bozmak gıbı... terlıyken soguk su ıcmek gıbı.. aldatan ınsan ıkıye ayrılır: pısman olan, olmayan. ve ne acıdır kı pısman olan da olmayan da yıne yapar.. gunah ıslemenın zevklı yanı bu olsa gerek.. o elmayı hep yer ademoglu... ya yedıkten sonra kusar -kendını dusun altına atar- ya da daha yok mu der - baska kollara atar-. hıcbır sekılde affedılecek bır yanı yokken kendımızı ne kadar da masum goruruz.. aldatmadıgımıza ınandırırız kendımızı.. mıdedekı kramplar, beldeki ağrılar ılık suyla beraber ıyılesebılır. ama kalpte acılan koca delıgı yamamaya karanlıklar bıle yetmez. sonu bellıdır... ama yıne ınsan aldatır..aldatır...aldatır..