Pazartesi, Ekim 20

Hayat denilen şey Tanrı'nın kusmuğunda yüzmek.. Sindirilmemiş bir domates parçası ya da ezilmiş bir patates olmak bu kusmukta.. Ne farkeder ki? Hepimiz iğrenç kokularla bezenmişiz, hepimiz mide bulandırıyoruz, hepimiz klozeti boylayacağız pek yakında.. Ne farkeder ki ne kadar 'büyük' olduğumuz? Altı üstü bir kusmuğuz işte.. Hepimizin şelalesi aynı yöne..

Perşembe, Ekim 2

İç Gebelik



Yaşamadıktan sonra ne anlamı var ki? Sevmenin, gülmenin, çabalamanın ve 'başaramamanın' !
Bir nemli ve karanlık güne daha hoşgeldiniz! Geçtiğim tüneller bitmez tükenmezken, pozitif fetvalar tarafından sırılsıklam edildikten sonra yeniden nem ve karanlıkla buluşmak. En hayvani duygularla kıskanmak, yaşam savaşı vermek, parçalamak ve parçalanmak. Anladım ki bu 'bakış açım' asla değişmeyecek. Kişiliğimin yapı taşları bundan oluşuyor işte! Sonsuz bir düşme arzusu.. Kaldırmaya çalışanları da küfürlerle kovalamak.

İnanılmaz, dayanılmaz, karşı konulmaz bir zevkle her yerimi hüzünle dolduruyorum. Hoşuma gidiyor, en dayanılmaz orgazmlarımı hüzünle yaşıyorum sanki. İçimdeki çocuk ağlayarak yıkanıyor, benimse onu yıkamam gerekiyor. Hepsi budur.

Kopuk yazılar yazıyorum. Can çekişiyor kelimelerim ellerimde. Yazamıyorum, eskisi gibi yapamıyorum hiç bir şeyi. İçe doğru büyüyen çok güzel bit yolda yürüyorum. Ve bu yolda fütursuzca yürümek, bazen koşmak, görmediklerimi görmek, deliriyorsam da 'büyüyor'sam da hepsini kendi kendime yapmak. İşte mutluluğun resmi! İçime doğru büyüyorum, içe doğru gelişiyorum. Somurtkan mıyım? Saçlarım nasıl? Bugün ne kadar güzelim? Aslında umrumda bile değil. Sadece bir kaç salyalı bakışla tatmin olma dürtüsü. Ah kadınlar...

Nefeslerin sayılı, attığın adımlar kontrol altında. Ama artık eminim. Yaşamamayı ben istiyorum. Ölmek isteyecek kadar pozitif değilim... Hayati tüm yolları tıkalı olan, ama yaşam makinesine bağlı olan fişi hiç çekilmeyen yatalak bir karamsar.. İşte tam da buydu olmak istediğim. Anne! Sanırım artık büyüdüm.. Bedenim 40 oldu bile. Evet bence yeterince büyüdüm. Bukelemun olmaksa büyümek, pozitif düşünmekse, feng shui ve daha bir sürü yalanlarla doldurmaksa kafanı... Üzgünüm arkadaşım, ben hep böyle kalacağım. Bu senenin modası bu galiba? Bir büyüme telaşı almış herkesi. Kulvar değişiyor tabi, okul kulvarını kör topal bitirdikten sonra benim de içinde bulunduğum o ne idüğü belirsiz kulvara giriyorsun. Buluğ çağının son sancılarıyla iş hayatının kahrı arasında bir yerde. Sanırım bu koşuda da başarılı olamayacağım. Hiç bir zaman yarış atı olamadım zaten. Altı üstü hayvanat bahçesinde sergilenen, nesli tükenmekte olan bir at olabilirim. İlla bu koşuda bir sıfat taşıyacaksam.. Sıfatlar dünyası.. :) Ne de olsa işimiz bu.. etiket üstüne etiket yapıştırmak; sana bana ona, herkese.. Kendi ağaçlı yolumda kurumuş yapraklara basmayı tercih ederim.. İçe doğru büyümek.. Bence en güzel şey. Ve bunun olduğundan eminim.

Kahkaha olmasa da tebessümlere yer var o yolda..