Salı, Mart 3

Dört duvarın içinde oturuyorum da.. Oturduğum yer dar geliyor bana.. Uzun uzun yolların ortasında duruyorum ellerim cebimde, ama yollar kısa, arabalar üstüme yürüyor sanki.. İyi şeyler kötü görünüyor, kötü şeyler cezbediyor. Dizlerimde kanamayan yer kalmadı, üstüm başım tozdan görünmüyor, yine de çamurda debeleniyorum. Düşüp düşüp kalkamıyorum. Yazdıklarım bir tekerleme sanki, çocukluktan ağzıma dolanmış. Hep aynı şarkıyı mırıldanıyorum. Beynim aldığım hr nefeste burun deliklerimden İstanbul'un kirli havasına karışıyor. Fabrika dumanlarıyla yarenlik ediyor.

Kolay kazanılmıyor hiç bir şey, bir anda yitebiliyor. Sonra bir sohbet esnasında diyorsun 'bunları ben mi yaşadım? rüya gibi geliyor' diye. Ama onu demek inan kolay olmuyor. Gözlerim matlaşıyor giderek, hayat en çok ellerime ve gözlerime işliyor.. İnsanın büyüdüğünü her gece kulağına fısıldıyor.

Yazmak çözüm değil.. Susmak ta.. Düşünme boşver.. gideceği yere gidiyor hayat, yakında da bitecek.. Bitecek şeyler için çaba sarfetmek aptallıkmış..