Cumartesi, Temmuz 5





Bir süre buralardan uzak kalmak istiyorum. Yazamıyorum evet, siz göremiyorsunuz belki kelimelerin dizilişini. Fakat beynimde uçuşan cümleler yeter nefret edilmeme. Yazamıyorum evet, dilim, elim varmıyor. Somutluk kazandıramadığım düşüncelerim var. Sanki onları okunacak boyuta getirsem benden uzaklaşıp okuyan kişinin düşünceleri olacaklar. Lanet her okuyandan diğerine geçecek, herkes siyaha aşık olacak sonra. Yok öyle bir şey.. Sadece belirli bir dizgim yok şu sıralar. Yazmamamın sebebi kendime olan kapıları çarpma, gemileri yakma tribi. Buluğ çağımı elm sokağı kabusu olarak yaşıyorum sanırım. Kimilerine göre hala çıkamadım oralardan. Bir yan sokakta başka bir film oynuyor sanki :)


'Hep kendini yazmaktan sıkılmıyor musun?' Hayır sıkılmıyorum. Bazen evet belki, ama topluma o denli uzağım ki, toplumsal olaylara parmak basamıyorum. Çok ta ilgilendirmiyor beni neler olduğu. Tıpkı onları benim hayatımın ilgilendirmediği gibi. Tamamen kendim yazarım kendim okurum karışmasın kimseler modundayım. Bazen de internete koyunca her gün binlerce kişi okuyor gibi hissediyor küçücük bir kız olan egomu tatmin ediyorum. Birinci tekil şahıs yazmayı seviyorum ben. Zaten ömrümüz -mış, -miş lerle geçiyor. Pakize Suda'nın köşesi bile var o isimde :)


Pek yakında kendimi geliştireceğim az kaldı. Ertelemeyi seviyorum. Atalarıma inat bugünün işini yarına bırakıyorum. Saman da saklamıyorum, cami duvarına da işemiyorum. Sadece tutulması muhtemel bir söz veriyorum kendime; tez zamanda ilerleme kaydedip beş duyumun ötesinde de insanlığı anımsatan şeyler yaşayacağım. Sıkıldım ulan sadece soluk alıp vermekten, tek ayak üstünde durmaktan.

Kaming suun......

Hiç yorum yok: